Deprecated: EV_Widget_Entry_Views içindeki WP_Widget oluşturucu yordam 4.3.0 sürümünden bu yana desteklenmiyor! Yerine __construct() kullanın. in /home/herkesce/public_html/wp-includes/functions.php on line 4807
FUTBOL TARAFTARLIĞI VE EKONOMİK BOYUTLARI -

FUTBOL TARAFTARLIĞI VE EKONOMİK BOYUTLARI

Merhabalar Herkesce.net okurları…


Geçtiğimiz haftaki yazımda Covid-19 sebebiyle spor dünyasında son yaşananları ve özellikle futbolda sezona devam edilmesinin gelecekte yaratacağı etkileri paylaşmıştım.
Bu geçen bir haftalık süreçte yeni bir gelişme olmadı ve Türkiye Futbol Federasyonu sezonun kalan 8 haftalık bölümünü öyle veya böyle bitirecekleri mesajını verdi. Hatta TFF Başkanı Nihat Özdemir “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” babında bir açıklama yaptı.


Peki bu ısrar niye ?


Tahmin ettiğiniz gibi Ekonomik Sebepler.


Bugün ülkemizdeki kulüplerin masraflarının nerdeyse tamamı yayıncı kuruluşun verdiği paradan karşılanmaktadır. Yayıncı kuruluş maçlar olmadığı takdirde, kulüplere ödeme yapamayacaktır. Ödeme yapmadığı zaman da, bu durum kulüplerin maddi açıdan tamamen bittiği anlamına gelir. Özellikle Anadolu kulüpleri tamamen bu gelire bel bağlamıştır. Evet belki büyük kulüplerin kombine ve maç bileti geliri, reklam ve sponsorluk geliri, lisanslı ürün satışı geliri gibi azımsanmayacak gelirleri var ama birçok Anadolu kulübü böyle bir gelirden mahrum olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.


Şu an hala, Türk futbolunun bu ekonomik kriz ortamından en az hasarla çıkabilmesini sağlamak için oluşturulabilmiş bir kriz masası yok. Çözüm yok. Ne tür tedbirler ve aksiyonlar alınacak? Bu hasarın boyutları nasıl en aza düşürülecek? Nasıl bir yol haritası izlenecek? Kriz sonrası ortaya çıkacak hasar nasıl giderilecek?

Daha bunun gibi birçok soruya cevap verebilecek bir kurul oluşturulmadı. Ne Devletten, ne Kulüplerden, ne de Federasyondan herhangi bir adım yok.
Koronavirüs’ün Süper Lig’e yıkıcı etkisinin olacağı çok açık. En azından bu krizin neden olacağı yıkım, keşke “yaratıcı yıkım” olsa da, Türk futbolu bundan gerekli dersleri çıkarıp kendi “altyapı kurumlarını” oluşturabilse. Sportif-yönetimsel ve ekonomik durumunu yükseltebilecek yeni bir trend yakalayabilse.


Mesela altyapıya daha fazla önem verilse ve yaşı geçmiş yabancı futbolculara milyonlarca euro ödemek yerine, kendi çocuklarımızı yetiştirebilsek, daha iyi olmaz mı? Bence bu topraklar çok verimli ve bu çocuklara ne kadar çok yatırım yaparsak, bize o kadar çok karşılık vereceklerdir” diye düşünüyorum.

Şimdi ekonomi demişken, gelin sizle şimdi biraz da “Endüstriyel Futbol” kavramı üzerinde duralım.


Futbolun olmazsa olmazı nedir ?

Tabii ki TARAFTAR…


Taraftar şu an günümüz futbolunun altın yumurtlayan tavuğu. Karda,kışta,yağmurda,çamurda hep takımının arkasındadır,takımıyla beraber yürür.Bazen kötü sonuçlara kızsa da vazgeçemez takımından. Ayrıca bu işin zengini,fakiri,okumuşu,cahili falan da yok. Asla sınıf, statü ve sosyal farkı gözetmez. Beraber sevinirler, beraber üzülürler. Taraftar yeri gelir kulüp başkanı olur,milyonlarca liralık transfer yapar, yeri gelir teknik direktör olur, en güzel kadroyu sahaya sürer.

Fakat şu an o 70’li 80’li 90’lı yıllardaki taraftar profili artık yok. O yıllarda maçlara gidildiğinde asla hiç kimsenin sırtında forma göremezdiniz. O dönem 5-10 bin TL arası fiyatlarla kombine bilet alınmazdı. Taraftarın cebinde kendi kulübünün banka kredi kartı olmazdı, yine kimsenin evinde decoder falan da yoktu.

MÜŞTERİ…

Evet, müşteri…taraftara artık günümüzde müşteri gözüyle bakılıyor. Taraftarın müşteriye doğru dönüştürülmesi, son yıllarda çok tartışılan bir konu haline geldi. Taraftar bugün desteklediği takımına ayırdığı ciddi bütçelerle, aynı zamanda bir tüketici konumunda.


“Endüstriyel Futbol” anlamında ifade edersek, taraftar; kendi kulübünün mağazalarından lisanslı ürünlerini satın alan, kombine bilet alarak bütün sezon kulübüne maç geliri bırakan, evlerine aldığı decoderlerle takımına naklen yayın geliri yaratan, ilgisi ve heyecanı kendi kulübünce paraya çevrilen bir gelir kaynağı durumuna getirilmiştir.

Zaten taraftarı bir müşteri olarak görme alışkanlığı biraz da kendiliğinden filizleniyor. Bu durumda da bu pastadan daha fazla para kapabilmenin yolu müşteri odaklı olmaktan ve ona daha çok ürün satmaktan geçiyor. İşte bu yenilikçi dönüşüm, kulüpleri milyonlarca dolarlık gelirlere taşıyor ve onları sırf sportif organizasyonlar olmaktan çıkartıp, birer ekonomik organizasyonlara dönüştürüyor.


Bugün Avrupalı zengin kulüplere (Barcelona- Real- M.United- Chealsea- PSG)  baktığımızda yıllık ticari gelirlerinin yüz milyon dolarlara ulaştığını görüyoruz. Örneğin Barcelona kulübünün 2021 yılı bütçe hedefi tam 1 milyar Euro..

Ülkemizde taraftarın kulüplerine yaptığı katkıya gelecek olursak ,bununla ilgili geçmişte yapılan bir araştırma vardı. Bu araştırmaya göre;

  • Ülkemizde bu anlamda kulüplerine en büyük desteği Fenerbahçeli taraftarların verdiğini
  • Ülkemiz koşullarında ortalama kişi başına düşen gelir düşünüldüğünde, taraftarın gelirinin önemli bir kısmını kulübüne ayırarak, büyük bir özveride bulunduğunu görüyoruz.


Özetle, rakamlara bakacak olursak, kulübüne yıllık ortalama bazında en yüksek harcamayı 1.390 dolarla Fenerbahçeli taraftarın yaptığını; bunu 1185 dolar ile Galatasaraylı taraftarın izlediğini; Daha sonra hemen arkasından da 990 dolarla Beşiktaşlı taraftarın geldiğini görüyoruz. Dört büyük kulüp içinde kulübüne kendi olanakları içerisinde en az katkıyı ise yıllık 650 dolarlık harcamayla Trabzonspor’un sağladığını görmekteyiz.

(Not: Bu istatistikler her yıl kombine bilet alan taraftarlar üzerinden hazırlanmıştır)

Dört büyük kulübün değişik gelir gruplarından oluşan bu taraftar kitlesi, yıllık gelirlerinin önemli bir bölümünü kulüplerine ayırarak, gerçek anlamda kulüpler için müşteri konumuna yükselmiş durumda. Buradan şu sonuca varıyoruz. Aslında klasik taraftar profili, sadece desteklediği takıma tutkuyla bağlıyken; müşteri taraftar profili ise kulübüne önemli ölçüde maddi destek te sağlamaktadır.

Sonuç olarak bu değişimi önceden fark eden bazı kulüpler daha fazla lisanslı ürün satıp, daha çok para kazanmanın yolunu bulmuşlar, bu şekilde rakiplerine çok önemli ekonomik farklar atmışlardır. Buradan gelen parayla da yeşil sahadaki rekabet üstünlüğünü ellerine geçirmişler, sportif başarıda da rakiplerini alt etmişlerdir.

Bir de olayın şu boyutu var. Eğer ki taraftarı müşteri olarak kabul edersek, haliyle bu taraftara kaliteli hizmet ve ürün sunulması gerekiyor, değil mi? Bu da her ürünün alıcısının talep edeceği bir konudur. Fakat bu nokta ülkemizde gözardı ediliyor. Taraftar verdiği bu büyük meblağların karşılığını neden istemiyor? Gerçekten kaç kişi son 10 senede oynanan futboldan memnun?

Ülkemizde futbola yapılan bu devasa yatırımlar ile karşılığında elde edilen başarı konusuna hiç girmiyorum. Sadece şunu soruyorum: “taraftar” olarak fanatikliği bir tarafa bırakıp, olaya sadece bir “futbolsever” olarak baktığınızda, kaç kişi verdiği paranın hakkını tam olarak aldığını düşünüyor? Bunu bir “sorgulayalım” derim.


Yazımın sonunda herkesin Ramazan bayramını şimdiden kutlarken , selam ve saygılarımı sunarım.

Evde kalın, sağlıcakla kalın, herkesce.net’te kalın…

NECİP ERKAN

Diğer yazılarım: 

Sporda Kazanmak Her şey Midir?

Futbol Covid-19’a Karşı

Anketler

Hagi mi Alex mi?

  • Hagi (55%, 46 Oylar)
  • Alex (45%, 37 Oylar)

Toplam oy veren: 83

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Necip Erkan

Necip Erkan

Amasya Taşova doğumluyum. İlk-Orta ve Lise öğrenimini Taşova'da tamamladıktan sonra, 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesinden mezun oldum. Diyarbakır ve Çorum'daki öğretmenlik yıllarından sonra, İstanbul'daki çeşitli okullarda yönetici olarak görev yaptım. Şu an İstanbul Pendik Halk Eğitimi Merkezi'nde Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayım.

Yorum

Bir Cevap Yazın

Haftanın Yazarı

Nazlı Öztürk

Nazlı Öztürk

1998 doğumluyum ve Sakarya'da yaşıyorum. Kendi kullandığım ürünleri, makyaj tüyolarımı, bakım tekniklerimi ve tariflerimi sizlerle paylaşmak için buradayım.

%d blogcu bunu beğendi: