Deprecated: EV_Widget_Entry_Views içindeki WP_Widget oluşturucu yordam 4.3.0 sürümünden bu yana desteklenmiyor! Yerine __construct() kullanın. in /home/herkesce/public_html/wp-includes/functions.php on line 4807
Fenerbahçe Taraftarı -

Fenerbahçe Taraftarı

MAZİDE KALAN HOŞ BİR SADA!
FENERBAHÇE TARAFTARI


Merhabalar herkesce.net okurları.


Tarih: 3 Mayıs 1989


Yer: Ali Sami Yen Stadı


Galatasaray ve Fenerbahçe takımları 2-2 biten ilk maçtan sonra rövanş maçı için karşı karşıyalar. İlk yarı sonunda Galatasaray’ın 3-0’lık üstünlüğü var. İkinci yarı takımlar sahaya çıkarken 3-0 önde olan Galatasaray’ın değil de 3-0 geride olan Fenerbahçe taraftarlarının sesleri duyuluyor. Takımlarına inanılmaz bir destek ve sonrasında özgüven aşılıyorlar. Bu durum moral açıdan bitik durumda olan futbolcularda adeta doping etkisi yaratıyor. Hele bir de ikinci yarının başında gelen golle işin rengi daha da değişiyor ve Fenerbahçe peş peşe goller atarak maçı 4-3 kazanıyor.


Yine 2000-2001 sezonunda oynanan Fenerbahçe-Gaziantepspor maçı vardı. Ben de o maçta tribündeydim. Aynı şekilde yine devreyi 3-0 yenik kapatan ve maçın sonunda 4-3 galip gelerek şampiyon olan Fenerbahçe vardı. O zamanki Gaziantepspor teknik direktörü Sakıp Özberk maç sonunda şunları söylemişti: ” İlk yarı 3-0 öndeydik fakat ikinci yarıda çok farklı bir atmosfer vardı. Maçı 4-3 kaybettik. O maçı Fenerbahçe taraftarı kazandı. O maçta teknik direktör ve futbolcunun yapacağı bir şey yoktu. Geri dönüşün mimarı Fenerbahçe taraftarıydı.”


Evet, son 10 yıla kadar her ne olursa olsun takımından desteğini çekmeyen, maddi çıkar ve menfaat gözetmeyen, herhangi bir kaos durumunda birlik-beraberlik içinde hareket eden bir Fenerbahçe taraftar profili vardı. Şimdi ise bambaşka bir profil… Hani meşhur bir söz vardı ya; ”O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.” diye işte Fenerbahçe taraftarının içinde bulunduğu durum tam da bu…


Yaklaşık 30 yıldır Fenerbahçe’yi bizzat tribünlerden takip ediyorum ve taraftardaki değişimi de gayet iyi gözlemliyorum. Günümüz Fenerbahçe taraftarını irdeleyecek olursak bu yeni profil inanılmaz egolu, her şeyi ben bilirim havasında, kulübün geçmişteki efsanelerine hakaret eden ve tamamen kişilere TAKINTILI bir profil. Takıntı demişken size çarpıcı bir örnek vereyim:


”Alex Takıntısı”


Evet, Alex mükemmel bir futbolcuydu, bunu kimse inkar edemez. Fenerbahçe’ye gelmiş en yetenekli yabancı futbolcuydu. Fakat her şeyin bir sonu vardır. Haliyle 36 yaşına girmiş bir futbolcunun da takımdan gönderilmesi gayet doğaldır. Gönderiliş şekli hoş olmasa da, bunda kendisinin de büyük payı vardır. İşte biraz önce bahsettiğim yeni taraftar modeli, nedense bunu bir kan davası haline getirdi. Aradan tam 8 yıl geçti. Hala bir Alex konusudur devam ediyor. Birileri hala hesaplaşma derdinde. Alex’in gönderilmesinden sorumlu tuttukları eski hocamız Aykut Kocaman 2017’de göreve geldiğinde maçlara gidilmiyor, gidenler kendi hocasını ve oyuncularını protesto ediyor, hakaretler havada uçuşuyor. Güya Alex’in intikamını alıyorlar. Kendi kulüplerine ne kadar zarar verdiklerinin farkında bile değiller. İşte bu saplantılı düşünce 2 sezon önce Fenerbahçe’nin şampiyonluğuna mal oldu.

O sezon sırf Alex’in intikamını alma duygusuyla takıma destek verilmedi ve maçlara gidilmedi. Gidenler de zaten destek değil köstek olmak için oradaydılar. Bakın o sezon Fenerbahçe deplasmanda 12 galibiyet alırken kendi evinde sadece 9 galibiyet alabildi.
Diğer kulüplere bakıyorum. Mesela Galatasaray’da da 3 sezon önce Sneijder diye bir futbolcu gönderildi yerine de vasat bir futbolcu transfer edildi. Eee ne oldu yani? Galatasaray taraftarı takımını sabote mi etti, maçlara mı gitmedi? Hayır, tam aksine o sezon 40 bin ortalama ile tribünleri doldurdu ve kendi sahalarındaki 17 maçın 16 tanesini kazandırdı. Tek bir takımı yenemediler. O da hangi takımdı biliyor musunuz? Hani şu Fenerbahçeliler’in sevmedikleri Aykut Kocaman’ın takımı…


Üstelik bir de kariyer olarak Sneijder, Alex’ten çok daha üstündü. Oynadığı kulüplere, kazandığı kupalara bakınca zaten bunu görürsünüz. Peki burada Galatasaray yerine Fenerbahçe taraftarı olsa ne yapardı? Bütün sezon Sneijder gönderildiği için maçlara gelmez, maçlara gidenler de tribünlerde onun ismini haykırırdı.


Anlayışa bakar mısınız? “Takımın başında o varsa biz yokuz, o varsa maça gelmeyiz, Ali’yi oyuna al, Veli’yi sakın oynatma…”


Tamamen kişisel hesaplaşma, tamamen bir ego patlaması. Yani şimdi senin gidip bir kombine bilet alman veya lisanslı ürün alman, sana kulübün değerlerine hakaret etme hakkı vermez. Aykut Kocaman’a yapılanlar ortada işte. Yahu biraz vicdanlı olun, biraz kadir kıymet bilin. Nedir yani bu düşmanlık, acımasızlık? Adam sana 3 Temmuz kumpası şartlarında, kulüp başkanı hapisteyken; en iyi oyuncuları gitmek zorunda bırakılmışken, 3 kupa kazandırdı ve kulübün 60 yıllık Avrupa tarihinde ilk kez finalin kapısından döndük ama bizim taraftara sorsan adam vasat. Beyefendiler Avrupa yarı finaline bile burun kıvırıyorlar. Zannedersin ki bu kulüp Avrupa’da her sezon finaller falan oynuyor. Son 10 yılda toplam 4 kupa almışsın, 3’ü onun zamanında. Nedir yani bu saygısızlık?


Allah’tan Can Bartu ve Lefter Küçükandonyadis gibi efsaneler şu dönemde bu kulüpte görev almamışlar. Yoksa onların efsanelikleri de Fenerium’dan 2 tane atkı-forma alan bebeler tarafından linç edilirdi.


İşte bu yeni nesil Fenerbahçe taraftarı kişilere olan takıntısıyla, sürekli hizipleşmesiyle ön plana çıkıyor. Bu ülkede Fenerbahçe taraftarı kendi kulüp armasına değil de maaşlı futbolcuya daha fazla anlam yükleyen tek taraftar topluluğudur. Bunu defalarca gördük. Zamanında Guiza’da gördük, van Persie’de gördük. Örneğin, Fernandao diye bir golcü leblebi gibi golleri sıralarken bile Fenerbahçe taraftarı “Van Persie” diye stadı yıkıyordu. Hani şu 2 maç üst üste oynayamayan müzmin sakat Van Persie. Taraftar kafayı takmıştı bir kere. Fernandao her maç 3 gol de atsa “Van Persie” oynayacaktı. Çünkü onlar öyle istiyorlardı. İstedikleri oldu ve bir şampiyonluk daha çöpe gitti.


Bana sorarsanız, Fenerbahçe taraftarı gerçekte şampiyonluk falan istemiyor. Şu an öyle taraftarlar var ki adama sorsan “Senin istediğin kadro oynayacak ama takım şampiyon olmayacak veya senin istediğin kadro çıkmayacak ama takım şampiyon olacak” desen vallahi de billahi de birinci şıkkı seçecek binlerce taraftarımız var. Ben şahsen birçok taraftarın futboldan anladığını da düşünmüyorum. Ama lafta hepsi futbol profesörü. Günümüz futbolu nedir, kompakt futbol nasıl oynanır, koşu mesafesi nedir, Avrupa kulüpleri hangi sistemlerle oynar, zerre kadar umursamazlar. Tek bildikleri “Fenerbahçe savunma yapmaz, yaptırır ve dikine hücum futbolu”


Son 2 sezonda Fenerbahçe tribünleri başkan Ali Koç’a istedikleri her şeyi yaptırdılar.


Aykut Kocaman gitsin dediler, gitti.

M.Topal-Josef gitsin dediler, gitti.

Ersun Yanal gelsin dediler, geldi.


Her istedikleri yapıldı. Şu işe bakın ki, dikine hücum futbolu oynattıklarına inandıkları ve büyük bir baskıyla takımın başına getirttikleri teknik direktörlerle koskoca Fenerbahçe nerdeyse küme düşüyordu. Şimdi sıralamada 6.lık-7.lik gibi yerlerde mutludurlar herhalde.
Ne yazık ki Fenerbahçe taraftarı aşırı bireycidir, bazı isimlere bayılır ve asla kulüpçü değildir. Maaşlı bir futbolcunun intikamının alınması, takımının şampiyonluğundan çok daha önemlidir onlara göre. Haliyle bu anlayış değişmediği sürece de, kendi kulübünün başarısını kişilerden daha üstün gören rakiplerimiz bizden daha fazla şampiyonluk yaşayacaktır. Ne zaman ki taraftar futbolcu-kulüp kavgasında maaşlı oyuncunun değil de kendi kulübünün yanında yer alırsa işte o zaman Fenerbahçe düzlüğe çıkar.


Evet, taraftar gergin; üzgün, uzun zamandır başarı yok. Yıllardır kırgın ve kızgın. Yine de artık değişmek zorundayız. İstikrarı ve uzun soluklu düşünmeyi öğrenmeliyiz. Yıllardır hep söylenir, niye Fenerbahçe altyapısından futbolcu çıkmıyor diye. Nasıl çıksın ki?! 17-18 yaşındaki çocukları daha ilk hatasında, anında harcayan bir tribün baskısı var. Genç bir futbolcunun psikolojisi bu baskıyı kaldırabilir mi?


İşin özeti…Ne yazık ki bu kulübe en büyük zararı ne Aziz Yıldırım ne Ali Koç ne Aykut Kocaman ne de bir başkası vermiştir. Üzülerek söylüyorum ki bizzat Fenerbahçe taraftarının kendisi vermiştir. Aziz Yıldırım yıllarca inanılmaz yönetimsel hatalar yaptı. Kulübü resmen kendi çiftliğine çevirdi ve taraftar bu adamı devamlı savundu ve kimse dur demedi. Şimdi görüyorum ki aynı şeyler Ali Koç için yapılıyor. Çoğu taraftarın dilinde “Küme düşsek de Ali Koç’a tam destek” gibi saçma sapan sözler var.


Artık kişilere biat etmeyi bıraksak mı diyorum…


Saygı ve sevgilerimle….


Necip ERKAN

Diğer yazılarım: 

Sporda Kazanmak Her şey Midir?

Futbol Covid-19’a Karşı

FUTBOL TARAFTARLIĞI VE EKONOMİK BOYUTLARI

Anketler

Hagi mi Alex mi?

  • Hagi (55%, 46 Oylar)
  • Alex (45%, 37 Oylar)

Toplam oy veren: 83

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Necip Erkan

Necip Erkan

Amasya Taşova doğumluyum. İlk-Orta ve Lise öğrenimini Taşova'da tamamladıktan sonra, 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesinden mezun oldum. Diyarbakır ve Çorum'daki öğretmenlik yıllarından sonra, İstanbul'daki çeşitli okullarda yönetici olarak görev yaptım. Şu an İstanbul Pendik Halk Eğitimi Merkezi'nde Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayım.

Yorum

Bir Cevap Yazın

  • Geneline katılmakla birlikte Aykut Kocaman ın takımı Fenerbahçe aynı sezon içerisinde Akhisara 3 defa yenilerek şampiyonluktan ve Türkiye kupasından oldu..Taraftar bunu kaldıramadı. Taraftarda bir arayışı içine girdi. Yoksa Aykut Kocaman ile taraftarın arası kötü değldir. Alex takıntısı da onun gibi değerli bir oyuncu birdaha gelmedi.Gelse o Alex de unutulur gider. Teşekkür yazılarınızı ilgi ile takip ediyorm. Kolay gelsin. .

    • Görüşleriniz için teşekkürler..Yalnız ligdeki 2 Akhisar maçında da hakem skandalı vardı..F:Bahçe lehine verilmeyen toplam 3 net penaltı verilse işin rengi değişirdi..

  • Evet kardeşim yine güzel tespit yapmışsın. Bizim tarihimizde son zamanların en iyilerden biri Aykut ve diğeri zico malesef biz ikisinide kovduk. Ayrıca taraftarlığın gönülden bağlılık olduğunu unuttular malesef.

  • Hocaların hocası necip hocam herzamanki gibi duygu ve düşüncelerimize tercuman oldunuz inanıyorum ki bir çok fenerbahçe taraftarı da bunun altına imzasını atar eline emeğine ve kalemine sağlık kardeşim

  • Kardeşim sanırım bu yüzyılın ozellikle de son 20 yılın en büyük problemi yuksek ego sorunu. Herseyin en iyisini en iyi ben biliyorum fikri. Ve herseye maddi güçle erisebilecegini düşünen zihniyet. Tespitlerin son derece yerinde. Eline ve kalemine saglik.

Haftanın Yazarı

Nazlı Öztürk

Nazlı Öztürk

1998 doğumluyum ve Sakarya'da yaşıyorum. Kendi kullandığım ürünleri, makyaj tüyolarımı, bakım tekniklerimi ve tariflerimi sizlerle paylaşmak için buradayım.

%d blogcu bunu beğendi: