Deprecated: EV_Widget_Entry_Views içindeki WP_Widget oluşturucu yordam 4.3.0 sürümünden bu yana desteklenmiyor! Yerine __construct() kullanın. in /home/herkesce/public_html/wp-includes/functions.php on line 4807
BİTMEYEN TARTIŞMA: ALEX Mİ, HAGİ Mİ? -

BİTMEYEN TARTIŞMA: ALEX Mİ, HAGİ Mİ?

…bunlar haricinde 2 futbolcu var ki, daha uzun yıllar Türk futbolseverlerin aklından ve gönlünden asla çıkmayacaklardır.

Alex de Souza ve George Hagi

Yıllardır bitmeyen bir tartışma vardır. Alex mi yoksa Hagi mi?

                                             BİTMEYEN TARTIŞMA !

                                                ALEX Mİ, HAGİ Mİ?

Bu haftaki konumuz Türkiye’de forma giymiş ve unutulmazlar arasına girmiş yabancı futbolcular.

Ülkemizde forma giymiş bazı yabancılar adeta iz bırakarak ayrıldı. Bazı futbolcular yıldız olarak gelip, değerlerine değer katarken, bazıları büyük havalarla gelip hiçbir katkı vermeden dönüp gittiler. Bazıları ise hiç adı sanı duyulmamış olarak geldi ama gösterdikleri performansla tarihe geçti.

Futbolsever olarak en çok kızdığım davranışlardan birisi, gelen yabancı futbolcuya ilah muamelesi gösterilip, havaalanında binlerce kişi ile karşılama ritüelidir. Bu davranışı hiç sevmedim, hala da sevmem. Bence transfer edilen yabancı futbolcu ülkemize gelirken değil de, aldığı paranın hakkını verip, ülkemizden dönerken binlerce kişi ile havaalanından uğurlanmalı.

Biz ne futbolcular gördük, gelirken havaalanında 10 bin kişi ile karşılanan ama 1-2 sene sonra ülkesine dönerken yanında sadece 2 bavul ve 3-4 gazeteci olan.

Bir Pierre van Hooijdonk, Muslera, Wesley Sneijder, Drogba, Mario Gomez, Taffarel, Yattara, Popescu, Uche, Kuyt, Quresma, Şota ve Atiba gibi futbolcular verdikleri katkılarla her zaman unutulmazlar arasında anılacaklardır.

Bunlar haricinde 2 futbolcu var ki, daha uzun yıllar Türk futbolseverlerin aklından ve gönlünden asla çıkmayacaklardır.

Alex de Souza ve George Hagi

Yıllardır bitmeyen bir tartışma vardır. Alex mi yoksa Hagi mi ?

Alex’in futbol stili sahada kendini unutturmak üzerineydi. Maç içinde sinsi gibi saklanırdı. Kısa boyuna rağmen onlarca kafa golü vardır. Bazen kendini tutan defans oyuncusunun görüş açısından profesyonelce kaçardı. Defans oyuncusu onu gördüğünde artık iş işten geçmiş olurdu. Her daim doğru zamanda doğru yerde olmayı bilirdi. Efsane istatistik üstünlüğü de bundan kaynaklanırdı zaten. Fakat defansif özelliği hiç yoktu. Bu yüzden de zaten üst düzey Avrupa kulüplerinde oynayamadı.

Evet, Alex oynadığı süre itibariyle Türkiye ligini uzun süre domine etmiş bir oyuncuydu. Yakaladığı istatistikler inanılmazdı.

Ancak her ne kadar Türkiye ligini harika bireysel performansla domine etmişse de, bunu kupalara ve büyük bir Avrupa başarısına yansıtamadı.

F.Bahçe Alex’in oynadığı 2005 ve 2010 yılları arası tam 4 Türkiye Kupası finali ve ligde de 3 kez son haftalarda şampiyonluk kaybetti. Kaybedilen tam 7 final…

Tabiki bunun sorumlusu tek başına o değil. Fakat insan yine de bir şeyler yapmasını bekliyor. Örneğin F.Bahçe’nin son hafta şampiyonluğu kaybettiği Denizli ve Trabzon maçlarında Pierre van Hooijdonk veya Hagi olsa ne yapar ederler, bir duran topla,frikikle falan o maçı takımlarına kazandırırlardı.İşte diğer maçlarda sahada adeta şov yapan Alex,  sıra final maçlarına geldiğinde nedense pek ortada gözükmüyordu.

Haa şunu da unutmadan belirteyim. Hayatımda sadece bir kez havaalanına gittim. O da Alex Türkiye’den ayrıldığında. O’nu Sabiha Gökçen’den yolcu eden F.Bahçeli taraftarlar arasında ben de vardım. Gerçekten böyle şaşaalı  bir uğurlamayı hak eden bir futbolcuydu.

Hagi’ye gelirsek…

O’na “Karpatların Maradona’sı” denirdi.

Futbol zekası, yetenek, hırs ve liderlik ruhunun bu kadar üst seviyede birleştiği başka futbolcu görmedim desem yeridir. Gerçekten çok özel bir futbolcuydu. Raket gibi sol ayağından veya tekniğinden falan bahsetmeye gerek yok.
Sahada kendisini iyi korurdu, uzun süreli sakatlıklar yaşamazdı. Çünkü zekiydi ve sakatlamak için gelen stoperleri iyi tanır, ona göre önlemini alırdı.

Hagi gerçekten tam bir Winner(kazanan) oyuncuydu. Final maçlarında sahada ağırlığını koyar ve gerekeni yapardı.

Romanya’da 4 yıl oynadığı Steau Bükreş’te 4 lig şampiyonluğu, 3 Romanya Kupası, Şampiyon Kulüpler Kupası ve Avrupa Süper Kupası kazanmıştı. Real Madrid ve Barcelona’da oynama başarısı göstermişti.  G.Saray’’da top koşturduğu 5 sezonda 4 lig şampiyonluğu, UEFA Kupası ve Süper Kupa kazanmıştı. Hagi olmasaydı ülkemize ne UEFA ne de Süper Kupa gelirdi. Resmen Türk futbolu ve G.Saray’a  seviye atlatmıştı.

Yani bütün bu bilgiler ve istatistikler gösteriyor ki, Alex maç kazandırırken,  Hagi şampiyonluk ve kupa kazandırıyordu. Futbol sonuç odaklı bir oyun olduğuna göre de, bu tartışmada Hagi bir adım daha önde gözüküyor.

Sonuçta Türk futbolseveri bu 2 futbolcuyu izlediği için çok şanslı. Keşke önümüzdeki dönemlerde de Alex ve Hagi gibi futbolcular gelse de, gözlerimizin pası silinse.

Peki size de soralım. Alex mi yoksa Hagi mi? Hangi yönleriyle birbirinden daha iyiler?

Selam , saygı ve sevgilerimle…

Necip ERKAN

Diğer yazılarım: 

Sporda Kazanmak Her şey Midir?

Futbol Covid-19’a Karşı

FUTBOL TARAFTARLIĞI VE EKONOMİK BOYUTLARI

Fenerbahçe Taraftarı

Taşova’dan Bir Sokak Futbolu Nostajisi

Dünyayı Kaldıran Adam Naim Süleymanoğlu

Anketler

Hagi mi Alex mi?

  • Hagi (55%, 46 Oylar)
  • Alex (45%, 37 Oylar)

Toplam oy veren: 83

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Necip Erkan

Necip Erkan

Amasya Taşova doğumluyum. İlk-Orta ve Lise öğrenimini Taşova'da tamamladıktan sonra, 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesinden mezun oldum. Diyarbakır ve Çorum'daki öğretmenlik yıllarından sonra, İstanbul'daki çeşitli okullarda yönetici olarak görev yaptım. Şu an İstanbul Pendik Halk Eğitimi Merkezi'nde Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayım.

Yorum

Bir Cevap Yazın

Haftanın Yazarı

Nazlı Öztürk

Nazlı Öztürk

1998 doğumluyum ve Sakarya'da yaşıyorum. Kendi kullandığım ürünleri, makyaj tüyolarımı, bakım tekniklerimi ve tariflerimi sizlerle paylaşmak için buradayım.

%d blogcu bunu beğendi: